Van Doğu Anadolu'da Van Gölü kenarında kurulmuş olan modern Van şehri, tarih öncesi çağlardan başlayarak günümüze kadar uzanan uzun bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle de eski adı Tuşpa olan Van tarihî kalıntıları bol olan, aynı zamanda doğa güzellikleriyle dolu turistik bir ilimizdir.

Urartu ve Nairi Feodal Beyliklerinin bir devlet haline gelmesi ancak M.Ö.K. yüzyılın ortalarında mümkün olmuştur. Lutlpti'nin oğlu Kral I. Sardur (M.Ö.840-830), gerçek anlamda Urartu Devleti'ni kurduğu gibi Van Kalesi'nin de kurucusu olmuştur. Kale 1800 m. uzunluğunda, 1200 m. genişliğinde ve 80 ın. yüksekliğindedir.

Van'ı başkent yapan I. Sardur, Van Ralesi'nin kuzeybatı eteklerindeki halkın Madır Burcu dediği Sardur Btırcu'nun duvarlarına yazdırdığı kuruluş kitabelerinde Urartu Devleti'ııin nasıl kurulduğunu anlatmaktadır, Burada yer alan altı kitabeden üçü doğu duvarında, üçü de batı duvarındadır.

Van'ın kuzeyindeki Akköprü Dagı'nda bulunan Meher Kapıda, Kral İspuini ve oğlu Menua'nın yazıtı vardır. Bundan başka 110 yazıt bırakan Kral Mentıa zamanında (M.Ö. 810-780) tortuların kudretli ve iyi teşkilatlanmış geniş topraklara sahip bir devlet haline geldiği görülür. Zaferlerden kazanılan ganimetler ile ülkenin kalkınmasına çalışan Kral Mentıa bugün Sararan suyu denilen 51 km. uzunluğundaki Menua kanalını yaptırmıştır. Urartu mühendisliğinin bir şaheseri olan bu kanal hâlâ Van Ovası'na hayat vermektedir. Menua'dan sonra oğlu 1. Argisti (M.Ö.780-760) Urartu tahtına çıkmış, Assurlular ile savaşmış, Van Kale'sindeki mezar odası kapısında ve diğer yerlerdeki kitabelerinde onlara karşı kazandığı zaferleri anlatmıştır. Kalede Argisti'nin mezar odasından başka diğer Urartu krallarının da mezar odaları bulunmaktadır. Kalenin kuzeydoğu ucunda halkın "Analı Kız" dediği Açıkhava Kült Merkezi de yer alır.

II. Sardur devri, ( M.Ö. 760-730) Urartu Devleti'nin kültür ve imarında büyük faaliyetlerin olduğu devirdir. Bu kral zamanında bugünkü Başkale yolundaki Çavuştepe kurulmuştur. Burada, aşağı tepedeki yerel tanrı olan İrmuşini'nin tapınağının cephesindeki kitabesinde, daha önce bir şey olmayan bu yerde bir kale yaptırdığını, adını da Sardur'un şehri anlamına gelen Sarduruhinili koyduğunu anlatır. Bu tapınağın yan tarafında mahzenler, uç tarafında da bir saray kalıntısı bulunmaktadır, Çavuştepe'nin yukarı kalesinde ise Haldi Tapınağı ve kompleksinin kalıntıları yer alır. M.Ö.730-713 yılları arasında Urartularm başına geçen I. Rusa Van'ın 3 km. uzağında Toprakkale'yi (Rusahinili) kurduğu, bir baraj yaptığı, Haldi Tapınağı ve saray gibi büyük yapılarla donattığı söylenirse de bunların II. Rusa tarafından yaptırılmış olması da muhtemeldir.
Rusa'nın ölümü üzerine oğlu 11. Argisti (M.Ö. 713-685) Urartu tahtına geçmiş, fakat o da Kimmerlerle uğraşmak zorunda kalmış, bu kral zamanında Urarttılar yine bir yükseliş devri yaşamışlardır.
II. Argisti'den sonra II. Rusa (M.Ö.685-645) tahta geçmiş, bu kral zamanında Urartu Krallığı büyük imar faaliyetlerine girmiş, ayrıca savaşlarda eksilen nüfusunu arttırmak için Urartu topraklarına yeni topluluklar getirerek yerleştirmiş, bu arada Azerbaycan'da Basam ve Kafkasya'da Karmir-Blur şehirlerini kurmuştur. Ayrıca devletin merkezini Toprakkale'ye taşımış, Adilcevaz'da Kef Kalesi'ni kurarak 140 odalı bir saray yaptırmış, büyük imar faaliyetlerini böylece sürdürmüştür. Bu sırada kuzeyden gelen İskit istilasını siyasî bir manevra ile savuşturarak, İran'da gelişen Medler'e karşı Assurlular'la ittifak kurmuştur. II. Rusa'dan sonra oğlu III. Sardıır (M.Ö.645-625) Urartu tahtına geçmiş, bundan sonra başa geçen Erimena (M.Ö. 625-605) ve oğlu III. Rusa (M.Ö. 605-590) zamanında Urartu Devleti İskitler tarafından yıkılmıştır. Böylece İran'da Persler kuvvetlenirken Assur ve arkasından Urartu Devleti tarih sahnesinden çekilmiştir. Van'da dikkat çekici bir eser de Van Kalesi'dir. Yukarıda belirttiğimiz gibi Sardur ve Argisti kitabeleri yanında birçok mezar odası da vardır. Kale Urartular'dan Osmanlılara kadar kullanılmış olup, Osmanlı Dönemi'nde surlar tamir görmüştür. Kalenin üzerinde cami, depo, medrese, kışla ve su kulesi gibi Osmanlı yapıları da yer alır.

Van Kalesi eteğindeki eski Van'da Karakoyunlular'dan kalma 1389 tarihli Ulu Cami, Kayaçelebi Camisi, 1565 tarihli Hüsrev Paşa Camisi gibi camilerle bazı eski cami yıkıntıları da kaleden görülebilir. Van'da kaleden başka Çavuştepe, Van Gölü'ndeki Akdamar Kilisesi, bu kiliseye giderken 1358 tarihli Gevaş Halime Hatun Türbesi vardır. Ayrıca bu görkemli kümbetleri ve sayısız mezar taşlarını Van Gölü'nün karşı yakasındaki Ahlat'ta görmek olasıdır. Bu kümbetlerin en önemlileri Ulukümbet (1273), Emir Ali Kümbeti (14. yy), Çifte Kümbetler (13. yy), Emir Bayındır Kümbeti (1481) ve 1274 tarihli Hasan Padişah Kümbeti'dir. Mahmudiye Aşireti Beyi Sarı Süleyman'ın 1643'de yaptırdığı Hoşap Kalesi ve Van Müzesi ile civardaki Nemrut Krater Gölü de görüldüğünde Van'ın tarihî zenginliğine ve doğasına hayran olmamak elde değildir.

3800 km'lik Van Gölü'nün güneyinde yer alan Akdamar Adası'ndaki Akdamar Kilisesi, Vaspurkan haneanı krallarından I. Gagik tarafından Mimar ManuePc 915 921 yılları arasında yaptırılmıştır. Yapımı 6 yıl süren kilise I. Dünya Savaşı'na kadar kullanılmış olup, bugün müze olarak ziyarete açılmıştır. Bazilika tipinde dört yapraklı yonca planlı, yüksek kasnaklı, oııaltıgeıı külahlı bir kubbe ile örtülü olan kilisenin güneyindeki kemerli çan kulesi sonradan ilave edilmiş, bahçede kilisenin yanında büyük boy mezar taşlarıyla keşişlere ve ünlülere ait bir mezarlık yapılmıştır. Kilise kesme taştan yapılmış olup uzun, dar pencereleri vardır. İçinde fazla bir fresko kalmamıştır. Ancak kilisenin dış yüzeyi kabartmalarla süslüdür.