Sümela Manastırı: Trabzon'a 54 km. uzaklıktaki Sümela Manastırı, Maçka İlçesine 17 km. uzaklıktaki Allındere Köyü'nde, çayın üzerindeki 1628 m. yükseklikteki tepelerde bir kartal yuvası gibi durmaktadır. İmparator II. Theodosius (408-450) zamanında Barnabas ve Sophronios adlı iki keşişin Karadağ'daki bir kaya kovuğunu kilise olarak kullandıkları ve böylece Sumela Manastın'nın ilk temellerini attıkları kabul edilir. Daha sonra İmparator Iustinianus (527-565) Hristiyanlığın yayılmasına gayret etmiş, bu arada da Sumela Manastırı Kilisesi'nin onartılarak genişletilmesini istemiş, kilise General Belisarios tarafından onarılıp genişletilerek teşkilatlı bir hale sokulmuştur. Manastırın asılgelişimi, Aleksios Komnenos döneminde ve 1360 tarihindedir. Bu tarihte 17 m. yüksekliğinde, 40 m. uzunluğunda ve 14 m. genişliğinde 72 odalı bir tesis yapılmıştır. İmparator 1365 tarihli vakfiyesi ile de manastıra zengin gelirler sağlamıştır. Osmanlılar 1461'de Trabzon'u aldıktan sonra manastıra dokunmamış, hatta önemli imtiyazlar vererek yardımda bulunmuşlardır.
Manastır 18. yüzyılda yeniden ele alınarak birçok bölümleri Başpiskopos İgnatios tarafından 1749'da fresklerle donatılmıştır. 19. yüzyılda en parlak dönemini yaşamış ve bu zamanda son şeklini almıştır. 1916-18 yılları arasında Trabzon'un Rus işgali sırasında manastıra el konmuş, 1923'ten sonra da buradaki Rumların Yunanistan'a gitmelerinden dolayı sahipsiz kalmış, ahşap kısmı yanarak yok olmuştur. Buradaki minyatürlü ve elyazmalı indilerden biri İstanbul Ayasofya Müzesi'nde, diğeri Atina Benaki Müzesi'nde, bazıları da Ankara Etnografya Müzesi'ndedir. Manastır 1972'den itibaren korumaya alınmış olup, bugün açıkhava müzesi olarak ziyarete açıktır.
Dar ve yüksek bir merdivenle çıkılan manastır, kaya içindeki kilise, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ve kutsal ayazma bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş kapısına ulaşıldığında, kapının yanında muhafız odaları görülür. Buradan tekrar merdivenlerle iç avluya inilmektedir. Hemen sağda 1860'ta yapıldığı sanılan misafirhane ve kütüphanenin yıkıntıları vardır. Yığma taş duvar kalıntıları tetkik edildiğinde, üstünde bir ahşap kısmın olduğu kolayca anlaşılır. Bugün önü tamamen yıkılmış kütüphane duvarları üzerinde oldukça iri harflerle "Bibliotheka" yazısı okunabilir. Kilisenin kuzey yönünde bulunan üç-dört odanın duvar ve tavanları resimlidir. Ayazmanın güney yönünde bir fırın ve buna bitişik bir kiler vardır. Gizlilik için önce bir kayaya oyulan mağaranın önüne bir duvar örülerek kilise yapılmıştır. Kilisenin dışındaki freskoların büyük kısmı 1710-1740 yıllarında Gümüşhane Başpiskopos'u Ignatios'un emriyle yapılanlardır. Altlarında daha eski freskoların da bulunması mümkündür. Bunları Ünyeli Savos isimli bir sanatkârın yaptığı bilinmektedir.
Kilisenin dış yüzü her biri muntazam çerçeveler içinde İncil ve Tevrat konulu resimlerle, içi de 1732'de Keşiş Matheos'un yenilediği aziz tasvirleri ile Ünyeli ressam Savos'un resmettiği fresklerle süslüdür. Güney duvarında aziz tasvirlerinin yanında İmparator III. Aleksios, III. Manuel ve Andronikos görülmektedir. Tavanda Panaghia Playtytera, Hz. İsa ve Gabriel resimlerinin yanı sıra, kuzey duvarında da dört bölümlü mahşer panosu işlenmiştir. Mağara içerisinde tahtta oturmuş Meryem freski en ilginç olanıdır. Kilisenin içindeki orta panonun XIV.yüzyılda yan panoların ise XV. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Zahmetli bir ziyareti olsa da görmeye değer ender yerlerden birisi. Muazzam güzelliği ve sıradışı görünümü insanı etkilemeye yetiyor. Faydalı bir bilgi olmuş teşekkürler.
iyzi.net | yeni nesil bilgi
ben gittim cok güzel ama cok yorucu bir yer tam 88 basamağı varmış ama o basamakları çıkmaya değer
Ulaşımı biraz zor olsa da görülesi bir yer Sümela Manastırı. Ufakken gittiğimde tam counter-strike oynanılacak yer diye geçirmiştim aklımdan.![]()