Doğunun Paris'i Erzurum. Hani derler ya kargaya yavrusu şahan gelirmiş diye. Ondan mıdır bilmem ama oldum olası Erzurum'u çok sevmişimdir. E bunda doğum yerim olmasının etkisi büyük tabi. [B]Erzurum belki de doğu Anadolu bölgesinde bildiğimiz nadir illerden birisi. Genelde doğu Anadolu tarafının pek adını duymayız malum ya. Erzurum tarihi bir şehir olmasının yanı sıra, özellikle son yıllarda eğlence sektörünün de hız kazanmasıyla sahip olduğu önemi günden güne arttırmakta olan bir şehir konumuna gelmiş bulunmaktadır. Ben Pasinler doğumluyum. Bu yaşımıza kadar üç ya da beş kere Erzurum'a yolumuz düşmüş ise onda da Pasinler'de gezdim. Sizinle de güzel memleketimi paylaşmak istedim. Hani bazı ilçelerin girişinde farklı yapılar olur. Büyük tabelalar falan. Hoş geldiniz, güle güle gibi klasik yazılar olur. Bizim Pasinler'e girmek için kocaman bir kale sur'unun altından geçiyorsunuz. Gerçi hoş geldin yazısı yok ama idare edin artık. O kadar da büyük bir yer değil aslında. Ama Pasinler'i önemli kılan bir özelliği var ki o da Hasankale.
Tarihi geçmişine biraz göz atarsak ilk başta Ermenilerin elinde olan bu yerleşim birimi altıncı yüzyılda Bizanslıların eline geçti. Yıllar içerisinde birkaç defa Bizanslılar ve İranlılar arasında el değiştirdi. Daha sonra bu mücadele Araplar ve Rumlar arasında devam etti. Dolayısıyla ermeni dilinden ve kültüründen bu zamandan sonra pek bir eser kalmadı. Tarihi serüveni bu şekilde süregelsin. İlhanlı Emir Hacı Tugay'ın oğlu Has Pasinler deki Hasankaleyi alarak içine bir türbe yaptırır ve böylece Pasinler yerleşim yeri olarak tarih sahnesine adım atmış olur. Hasankale Pasinler'in en yüksek noktasında yer alır. Kaleye çıkmak biraz yorucu olabilir. Çünkü merdiven falan yok tamamen tarihi geçmişinden kalan yollardan çıkıyorsunuz. Ben kaleye kışın çıktığım için içine giremedim. Malum Erzurum -30 derece ve bu soğukta buzlardan kayıp düşmeyi göze alamadım. Ama iç görünüşünün de iç görünüşü kadar güzel olduğunu düşünüyorum.
Kalenin hemen karşısında peri bacaları bulunuyor. Yapay olarak inşa edilmiş olan bu yapılar size gerçeği aratmayacak. Yok, ben illa doğal istiyorum derseniz sizi yaklaşık bin kilometre kadar batıya Ürgüp tarafına davet ediyorum. İlçenin merkezine yapılan peri bacaları da şirin ilçemize ayrı bir görsellik katıyor. Ama Pasinler denilince akla ilk gelen kaplıcalardır. Hani bizim halkımızın tabiri ile şifalı kaplıcalar. Her nedense bu kaplıcalara gitmek yeterlidir. Uzun yıllar tıp okuyup kendimizi yormaya gerek yoktur. E nasıl olsa şifa dağıtan kaplıcalarımız bol. Erzurum da kaplıca yoktur aslında. Bizim memleketin halk dili ile çermik denir. Türkçe karşılığını tam bilmiyorum. Zaten buraya insanlar edebiyat yapmaya değil genelde güzel zaman geçirmeye geliyorlar. Memleketimin tabiri ile çermikler tam bilmiyorum ama sanırım doğru yol zamanında restore edilmiş olsa gerek. Havuzunun başında büyük beyaz bir at var. Ve havuza su bu atın ağzından fışkırıyor. Genelde bizim şifa arayan arkadaşlarımız da bu atın ağzından çıkan suya sırtını verirler. Doğruluk derecesi ne kadardır bilinmez tabi ama insan kendi kendine sormadan edemiyor, kaçıncı yüzyıldayız?. Her neyse bunları bir kenara bırakıp kaplıcaların tadını çıkaralım.
Hafta sonu gitmeniz daha iyi olur. Çünkü çermik büyük ve küçük olmak üzere iki adet. Ve büyük çermik hafta sonu erkekler için hizmet veriyor. Burası diğerinden daha güzel. Bakım ve temizlik konusunda şüpheye düşmeniz yersiz olur. Kaplıcalar son derece bakımlı ve temiz. İçiniz rahat olsun, asla ve asla mikrop kapmazsınız.