İçimdeki gezme arzusu öyle coştu ki… hele yazılanları okudukça kıskandım doğrusu. Yalnız forumlarda arkadaşlar hep armut piş ağzıma düş vari yazmışlar, ben bir hayli araştırdım ve ondan sonra sizlerle paylaşmaya, sormaya, akıl danışmaya karar verdim. Belki şimdi okuyacaklarınız bu tip arkadaşlara da yol gösterici olur.
Her ne kadar güzel memleketimin cennet diyarlarından birinde ikamet ediyor olsam da keşfetme heyecanı, yeni yerler, kişiler tanıma fırsatı kemiriyor içimi. Şöyle kıyı şeridinden güneye doğru bir akayım, Ege ile Akdeniz’in kucaklaştığı, tanrıların uğruna savaşlar yapıp, insanların binlerce yıl üzerinde medeniyetler bıraktığı toprakları bir daha göreyim istedim. Yıllar önce, öğrenciyken gitmiştim. O zamanlarda insanın aklı bir karış havada oluyor. Ne kalacağın yerin önemi ne de tarih kurcalıyor beynini, lakin damardaki kan deli akıyor. Şimdi eşimle gideceğim ve zaman kısıtlı olacağı için ayrıntılı planlama, temiz ve güvenilir yerler arıyorum. Siz saygıdeğer arkadaşlarım da yardımcı olursanız aşağıda ayrıntılarını yazacağım tatilin hem (öncelikle) bana hem de konunun devamını okuyacak gezi severlere yardımcı olacağı kanaatindeyim. Gezilecek yerlerle ilgili yazacaklarımdan başka muhakkak görülmesi, yenilmesi ve yapılması gereken şeylerle ilgili bilgi verebilir, konaklama için tavsiyelerde bulunabilirseniz güzel bir paylaşım olacağı düşüncesindeyim. Maddi olarak elbette uygun olması düşünülebilir ama yeri geldiğinde paraya kıyma konusunda cömert olduğumu da söyleyebilirim, netice itibariyle eşimle gideceğim…
Not: Temmuzun ortaları gibi, kendi aracımla gideceğim.
1. GÜN
Sabahın ilk ışıklarıyla Balıkesir Edremit’ten yolculuğumuz başlıyor istikamet İzmir-Çeşme.
Ben hali hazırda yerlisi olduğum ve çok gittiğimden Ayvalık’ı pas geçiyorum ama gitmeyenlere tavsiyem ayvalık tostu yemeden, şeytan sofrasında fotoğraf çekilmeden, Alibey ve Cunda adalarına tekne turu yapmadan, Ayvalık çarşısını gezmeden ve tabii ki Sarımsaklı plajında denize girmeden geçmeyin bu doğa harikası memleketimi. Daha uzun süreli konaklamalarda elbette körfezin karşı kıyısında bulunan Akçay, Altınoluk, Küçükkuyu (Karadağlar dizisinin çekildiği köyler hemen burada), Assos ve Behramkale’ye gitmemek hata olur diyor ve zaten buralarıyla ilgili çok fazla yazı olduğundan bu kadarcık kısa geçiyorum Kazdağları’nın eteklerindeki cennet yöreyi.
Çeşme’de, merkez veya dalyanköy’de çok da pahalı olmayan bir yerde kalmayı planlıyorum.(Nerede, hangi otel veya pansiyonda, ne kadara kalabilirim?) Çeşme’de duraklama sebebim hem yol yorgunluğuna kaptırmamak hem de Ayayorgi koyundaki clubların (Sole Mare, Shayna, Babylon veya Paparazzi -akşam yemeklerini de güzel bir ambiyansta sunuyorlar- ) birinde iyice dağıtmak. Muhakkak gündüz denizden arta kalan vakitte Çeşme Kalesini ziyaret, çarşıda küçük bir tur atmak ve kumru yemek olmazsa olmazlardan. Böylece ilk günü hızlı bir girişle bitirmiş olacağımı değerlendiriyorum.
2. GÜN
Çok geçe kalmadan ufak bir deniz sefası ve iyi bir kahvaltıdan sonra Çeşme’den ayrılarak Kuşadası’na doğru yola devam ediyoruz.
Selçuk’ta veya yol boyunda çöp şiş yemeden geçmeyin. Yer adı söyleyemem ama genel kaide bellidir: “Ne kadar araba ve kalabalık, o kadar kalite, iyi hizmet ve lezzet!”. Katılmayanlar mekân ismi (yer tarif ederek) verebilir, her türlü yoruma açığız, tadına bakar yorumumuzu ekleriz.
Daha önce gezdiğimden ötürü Efes, Meryem Ana ve Yedi Uyuyanları pas geçiyorum ama size şiddetle tavsiye ediyorum. Sakın ha taş deyip geçmeyin ve rehbersiz (yabancı diliniz orta ve üstü seviye ise gezen turist gruplarının birine kaynak olun), broşürsüz veya dinleme cihazsız(oradan kiralık veriyorlar yürüdüğünüz yere göre istediğiniz dilde cihaz anlatıyor) gezmeyin ve şapkanızı hatta şemsiyenizi ve suyunuzu yanınızdan eksik etmeyin.
Kuşadası’na doğru gidiyoruz dedim ama maksadım Şirince’ye uğrayarak hem türlü türlü şarapların tadına bakmak (o sıcakta içmek ne kadar doğru bilmiyorum ama bu fırsatı da yakalamışken co-pilota güvenmekten başka çare yok, eee boşuna mı ehliyet aldırıyoruz eşlerimize) hem de sevdiklerimize hediyeler almak. Müsadenizle Kuşadası’nı pas geçiyorum (daha önce kaldım da- ne çok gezmişsin demeyin şimdi).
Dileyenler Kuşadası girişindeki Adaland Aqua Parka uğrayabilirler. Küçük büyük herkese hitap eden su oyun parkı hafta içi ve hafta sonu farklı fiyat uyguluyor. İçeri su dâhil içecek ve yiyecek alınmıyor. Anlaşılacağı üzere içerdeki fiyatlarda çok makul değil ama Avrupa’nın en büyük su oyun parklarından birinde inanın akşamın nasıl olduğunu anlamayacak ve tüm gün güneşten yanmış cildiniz ve klorlu suyun mahvettiği midenize rağmen çok eğlenecek, kaydırakların birinden inip diğeri için hemen sıraya gireceksiniz. Ben gittiğimde tüm tesis çalışanları güler yüzlü ve yardımcıydı, düşününki kapalı kaydırakta botumuzun arkasından ittirmesini rica ettiğimiz çalışan teklifimizi reddetmeyerek hızımıza hız katmaya çalışırken düşerek nasıl olduysa bizden önce çıktı tünelden. Bu da, bu işin cilvesi olsa gerek .
Şirince molasından sonra Söke’den transit geçerek, Bafa Gölü manzarasıyla Milas’a ulaşıyoruz.
Tahminen okuyan arkadaşların yüzü düştü. Ne alaka “Milas” dercesine… Eeee geceyi yıllardır yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen bir dostun yanında geçirecekseniz tüm planlar ertelenebilir ki bu zaten benim planım. Ama dileyen arkadaşlar muhakkak rotayı deniz kenarından devam ettirsin. Kuşadası’ndan sonra gidilebilecek en güzel yer Dilek Yarım Adası ve Menderes Deltası Milli Parkı. İnsan böyle yerleri görünce, gezince binlerce kez şükrediyor yaradana ki, gerçekten, cennet ülkemizde, Türkiye’mizde. Anlatılmaz yaşanır diyeyim. Yalnız sizi ikaz etmeliyim, biz bir defasında fazla ileri gitmişiz yarı yoldan jandarma askerleri çevirdi. Malum Yunanlı kardeşlerimizin Sisam adası hemen burnumuzun dibinde olduğu için askeri yasak bölgeymişmiş…
3. GÜN
Milas’ta can dostlarla geçirilen güzel bir geceden sonra ver elini eğlencenin merkezi (herkes katılmayabilir) Bodrum.
Tarihi olarak sadece kalesini gezeceğimi söylerken utanıyorum ama zaten buraya geliş maksadımız eğlenmek. Orada da dostlarla olacağımız için çok araştırma yapmadım – onlar bilir, bulur, götürür – ama tecrübe ve tavsiyelerinize hayır demem. Deniz için Gümbet eğlence için ……??????????? . İnternette var bir sürü mekan ismi ama dedim ya eşimle gideceğim, insan, affedersiniz ama, it kopuk olmasın istiyor. Yoksa eğlenmek yerine katil olmamak için çaba sarfediyorsunuz..
Bodrum’da kalacak bir yer için de tavsiyelerinizi bekliyorum desem çok mu yüzsüzlük olur… Şehir merkezinde temiz ucuz bir yer olursa değmeyin keyfime gitsin. Bir gece kalacağım için çok araştırmak mantıklı gelmiyor. Zaten muhtemelen otele geldiğimde yattığım yeri bile bilemeyecek vaziyette olacağım.
( BURADAN SONRA BAHSEDECEĞİM HER YERE İLK GİDİŞİM OLACAK, SADECE ARAŞTIRMALAR ÜZERİNE PLAN YAPTIM. TUTARSIZLIK OLURSA AFFOLA, AYRICA HER TÜRLÜ YARDIMA VE TAVSİYEYE AÇIK OLDUĞUMU KOCAMAN KOCAMAN BİLDİRMEK İSTERİM. )
4. GÜN
Bodrumdan ayrılma vakti diyoruz ve birazda arabamız deniz yüzü görsün yorulmadan yol gitsin diye Bodrum marinadan Datça feribotuna biniyoruz.
Araştırmalarım sonucu 1-2 firma var bu hatta çalışan kimi her gün demiş kimi belli günlerde ama genel durum; Bodrumdan sabah 09:00/09:30 saatlerinde kalkıyor, araçla binecekseniz en az bir gün önce rezerve gerekiyormuş, otomobil 70tl, içindekiler şoför hariç 10tl ve yolculuk 2.5 saat sürüyormuş. Ama nereye bırakıyor onu anlayamadım. Yanınıza rüzgâr ceketinizi, fotoğraf makinenizi almayı unutmayın diye not düşmüşler. Günah benden gitti. Konuyla ilgili bilgisi olan varsa yardımcı olabilirse sevinirim.
11:30 gibi Datça’ya varıyoruz ve doğru ver elini Knidos Antik Kenti, Eski Datça ve Kargı Koyu. Konaklamayı büyük ihtimal Kargı Koyunda yapacağız. Küçük pansiyonlar olduğu filan yazıyor. Bodrum gecelerinden sonra kafayı dinlemek iyi olur. Ama yine de bölgeyi bilen ve tanıyanlardan yardım…
5. GÜN
İyice dinlenmiş olarak başlıyoruz yeni güne ve bu dinçlikle rotayı çeviriyoruz Hisarönü’ne, oradan da meşhur Kızkumu’n bulunduğu Orhaniye’ye. Netten araştırınca göreceksiniz Kızkumu’nun bir sürü hikâyesi var ama bence sizi oraya çekecek olan yine mucizevî doğa ve deniz içinden devam eden yol.
Müteakip Turgutköy’deki şelale piknik yerine uğrayarak yemek ve balık imkanlarını test ediyor, yok bize uymaz diyorsak hiç durmadan Selimiye, Bozburun istikametine devam ediyoruz ki burada kesin güzel balık yapan bir yerler vardır, bilenler de vardır…
Nitekim akşam olmadan İçmeler üzerinden Marmaris’e giriş yapıyoruz.
Nerde kalacağız… Bilmem… Bir sürü 5 yıldız her şey dahil konseptinde otel var da hem fiyatları uçuk, hem 2-3 gün kalmak isteyenlere rezerve yok, hem ben gezmek için gelmişim tıkılıp kalamam ki otele, hem bunların çoğu şehir dışında, hem… hem… hem… Gezmeyi sevenler beni anladı ama yine de yapayım bir açıklama:
Şehir merkezinde bir otel olsun istiyorum ki hem eğlence mekânlarına hem diğer aktivitelere yakın olayım. Her şey dâhil olmasına gerek yok, kahvaltı, hadi bilemedin akşam yemeği ve temiz odaları olsun kâfi. Bir de uygun fiyatlı olsun tabii. Bakın kaç gündür yollardayız cüzdan incelmeye başladı. Çok mu şey istiyorum yaa, sadece gittiğiniz bildiğiniz bir iki tavsiye.
Sayenizde otele yerleştiysek haydi geçelim yeni güne.
6. GÜN
Bugün kendimizi ödüllendirerek kral ve kraliçe edasıyla Marmaris kuzeyinde kalan, Çamlı Köyünden kayıklarla/sandallarla/teknelerle 20dk da geçilebilen Sedir Adasındaki Cleopatra Plajına gidiyoruz. İllaki arabanız olmasına gerek yok. Bu bahsettiğim yerlere sürekli minibüs çalışıyormuş. (Ben okuduklarımın yalancısıyım.)
Bütün günümüzü alır mı bilmem ama günün geri kalanında da yatmayı kral olarak kendimize hediye ediyorum.
Bu arada unutmadan yarın tekne turuna çıkacağız o yüzden merkezdeki liman kenarındaki turlardan birinden rezervasyon yapmayı pas geçmeyelim. Bir sürü seçenek olduğu söyleniyor. Ama genel güzergâhlar aynıdır. Cennet Adası, Fosforlu Mağara, Kumlubük, Turunç… (Bir de merak ettiğim Köyceğiz Dalyana da direkt Marmaris merkezden tur var mı yoksa onun için oraya gitmek mi gerekiyor?)
Gece kimilerine göre Bodrum kadar olmasa da barlar sokağı iyi diyorlar. Arena diye bir mekân varmış ve buna benzer birkaç yer daha. Muhakkak arayan bulur da yine nerelere gidilir bir akıl veren olur mu acaba?
7. GÜN
…………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………… …………………………………………………………………………………………………………………………………… ……………………..
Eeee canım sizde, tekne turuna çıkmadan yorum yazamam ki hele bir gerçek olsun şu iş ilk olarak yukarısını dolduracağım.
Ve yine gece ve yine ver elini eğlence…. Tabii düzgün mekân tavsiye eden olursa… Çok mu muhafazakarım ne…. Neyse…
8. GÜN
Otel sahipleri bizi kovmadan erkenden çıkıyor ve soluğu Köyceğiz Dalyan’da alıyoruz. Ne mi yapacağız? Dalyanda tekne turu, çamur banyosu, müteakip İztuzu plajında arınma, öğlen yemeğinde mavi yengeç veya kefal ızgara ve kral mezarları önünde bol bol fotoğraf……
Diyeceği olanlar ya şimdi konuşsun ya da gezdikten sonra yorumlarını güzelce yazsın.
Arkadaşlar,
Böyle bir gezi tatili planladım. Uçuk bulanlar, tasvip etmeyenler, çok beğenenler, yok canım diyenler v.s. olabilir. Herkesin fikrine ve yorumuna saygılıyız, yeter ki paylaşım olsun. Arkadaşlar rica ettiğim konularda cevap verebilirse ben başta olmak üzere herkesin çok mutlu olacağına inanıyorum.