Kekova Doğa ve tarihin bütünleştiği bir dünya cenneti olan Kekova inanılmaz güzellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Mavi yolculuk yapanların kolayca ulaşıp gezebildiği ve yatlarını emin bir şekilde demirleyebildiği bir yer olan Kekova tarihle iç içe inanılmaz güzellikler sergiler. Kekova'ya denizden ulaşım Kaş, Kale ve Çayağzı'ndan kiralanan kayıklarla olabilir.

Kaş'tan sonra Uluburun geçilerek Kekova'ya doğru yol alındığında önce Sıcak yarımadası ile karşılaşılır. Sıcak iskelesinde Aperlai antik kenti bulunmaktadır. Yarımadanın ucunda Toprakada ve Karaada yer alır. Bundan sonra Kekova adası uzanmaktadır. Bu adadan dolayı tüm bölge Kekova adıyla anılır. Kekova adası depremlerle biraz suya batınca üzerindeki tarihi yapılarda suya batmış bu nedenle burada batık şehir oluşmuştur. Kekova adasının karşısında Kaleköy ve biraz ileride de yatlar için sakin bir yer olan Uçağız Köyü bulunmaktadır. Karayoluyla gelindiğinde Uçağız Köyü'ne ulaşılmaktadır. Fenike -Kaş karayolunun Kekova levhasının bulunduğu yola sapıklığında 19 km sonra bir doğa harikası Üçağız'a ulaşılır.

Burası tarihle doğanın ve bugünkü yaşamın iç içe olduğu bir bölgedir. Sıcak iskelesindeki Aperlai, batık kent Kaleköy'deki Simena, Üçağız'da bulunan Theimussa, Gökkaya koyu üzerindeki Istlada birbirine çok yakın antik kentlerdir. Deniz kenarındaki bu kentlerden başka Kılıçlı'da Apollonia, Üçağız'a 2 km uzaklıkta yol üzerindeki Çevreli'de Tyberissos antik kenti bulunur. Tyberissos eski adı Hrmisin olan ovaya bakan 365 m. yükseklikteki bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Dağın eteklerinde bir düzineye yakın Lykia lahiti ve güvercin yuvası şeklindeki Lykia kaya mezarları bulunmaktadır. Bunlar Hellenistik ve Roma Çağı'na aittirler. Antik şehir tepenin iki zirvesinde bulunmaktadır. Kuzeyde şehrin akropolisi bulunmakta, daha alçak olan güney tepesinde ise dor düzenindeki Apollon tapmağının üzerine, onun taşları ile yapılmış olan bir kilise yer alır. Tyberissos'taki mezarlar daha çok lahit formundadır. Fakat Lykia dilinde yazıth ve ev tipinde iki kaya mezarıda bulunmaktadır. Bunlardan birisi tepenin üzerine yakın bir yerde diğeri ise Tirmisin ovasına yakın dağ eteğinde M.Ö. 400 yılına ait üzerinde erkek ve kadın figürü içeren kabartmalara sahip olan mezar ilginçtir. Çevreli'den Kapaklı'ya doğru gidilirse 4 km sonra Enişdibi denilen yere gelinir. Bu alanın doğusunda yani deniz tarafına 10 dakikalık bir yürüyüş yapılırsa ilginç yapılarıyla ünlü Istlada antik kentini de görme şansına sahip olabilirsiniz. Buradaki şehirler küçük olduğundan birkaçı birleşerek Lykia Birliği içinde temsil edilmekteydiler.

Örneğin Aperlai, Simena, Apollonia ve İsinda bu birlik içinde temsil ediliyordu. Çevreli'den 2 km sonra yol bizi inanılmaz güzellikteki Kekova'ya ulaştırır. Bu yol Üçağız'da bitmekte buradan teknelerle Kaleköy'deki Simena, batık şehir, Sıcak iskelesindeki Aperlai görülebilir.Theimussa: Karayolu ile Kekova'yı bağlayan yer Theimussa'mn bulunduğu Uçağız Köyü'dür. Burası aynı zamanda tekneler için iyi bir barınaktır. Üç tarafı yeşil tepelerle çevrili Uçağız Koyu doğal bir liman görünümündedir. Koyun kuzey kıyısında yer alan Uçağız Köyü'nün içinde görülen kalıntılar Theimussa antik kentine aittir. Şehrin tarihi hakkında pek bilgi yoktur, ancak bir kitabeden tarihinin M.Ö. IV.yüzyıla kadar indiği anlaşılmaktadır. Burada daha çok mezar kalıntıları görmek mümkündür. Ancak köyün kıyısında söveleri hâlâ yerinde bir kapı görülebilmektedir. Alçak bir kayalık üzerinde de kule kalıntıları bulunmaktadır.

İskelenin hemen arkasında bir çift mezar bulunmaktadır. Bu mezar M.Ö.1V. yüzyıla ait olup ev tipinde ve üzerinde çıplak genç tasviri vardır. Kitabesinde Kluwanimi'ye ait olduğu yazılıdır. Doğuda denizin hemen yukarısında birbiri üzerine binmiş hissini veren birçok lahit görülür. Bu mezarların çoğu Hellenistik ve Roma dönemine aittirler. Mezarların üzerindeki yazıtlarda Kyaneai ve Myra vatandaşı diye yazılıdır. Kaleköy'deki Simena, Apollonia, İsinda ve Aperlai ile birlik oluşturduğu gibi herhalde Theimussa'da, Myra ve Kyaenai ile bu birliği oluşturmuş o şehirlerden birisi ile Lykia birliğinde temsil edilmekteydi. Şehrin doğuucunda kayaların kesilmesiyle 28 m. uzunlukta 8 m genişlikte bir iskele oluşturulmuştur. Kayaların kesilme izleri bugünde görülebilmektedir. Buradan Kaleköy'de bulunan Simena'ya geçilir. Simena: Kale Köyü eski Simena antik kenti üzerine kurulmuştur. Burada eski tarih ve bugünkü yaşam iç içedir. Tepedeki kalesi, etrafta ve deniz içindeki lahitleriyle dikkati çeken Kale Köyü'nde, lokanta ve kafeler de vardır. Deniz içinde bulunan lahit buranın simgesi olmuştur. Bulunan yazıtlardan kentin tarihini M.Ö.IV. yüzyıla kadar indirebiliyoruz. Deniz kenarındaki lahtin yanındaki iskeleden karaya çıkıp, evler arasından tepeye tırmanırsak, yukarıda Simena'nın kalesine varırız. Bu kale Orta Çağ'da da kullanılmıştır. Orta Çağ surlarının oluşturduğu iç kalede, kalıntıları birkaç bloktan ibaret olan bir tapınak bulunmaktadır. Bu tapınakla irtibatlı bir stoa bulunur. Ayrıca yine kale içinde, doğal kayaya oyulmuş 7 oturma sırası ile 300 kişilik bir tiyatro yer alır ki bu, Lykia şehirleri içindeki en küçük tiyatrodur. Kaya mezarının üzerinde, düzgün bloklardan oluşan Roma Devri duvarı ve onun üzerinde de mazgalları ile geç devir suru vardır. Burada aynı anda üç ayrı devir görmek mümkündür. Kıyıda, harap durumdaki hamamın kitabesinde "Aperlai halkı ve meclisi ile birliğin diğer şehirleri tarafından İmparator Titus'a armağan edilmiştir" ibaresi vardır. İkisi ev tipi mezar olmak üzere burada birçok mezar görülür. Kulenin kuzeyinde kalan ev tipi mezarda Lykia dilinde yazıt vardır. Kalenin kuzeyinde birçok lahit görülmektedir. Kale'den Üçağız'a bakıldığında, buranın ne kadar emniyetli bir doğal liman olduğu görülür.

Kekova Adası: Bölgeye adını veren ada, Kale Köyü'nün önünde uzanan büyücek bir adadır. Ucunda yer alan Tersane Koyu'na tekneler yanaşabilir. Burada Bizans Devri'ne ait bir kilisenin apsisi ile karşılaşılır. Kazı yapılmadığı için tarihini bilmediğimiz bu adanın her tarafı kalıntılarla doludur. Tersane Koyu'na göre sağ tarafta denize batmış dükkânlar ile sol tarafta batık şehrin su içindeki kalıntıları görülebilir. Kıyıyı takip ettiğimizde, evlerin yarısının sulara gömüldüğünü ve merdivenlerin denize indiğini görebiliriz. Ayrıca denizin içinde temeller ve ev tabanlarını da görmek mümkündür. Aperlai: Sıcak Yarımadası'nda olup, Sıcak îskelesi'ndedir. Buraya Kaş'tan tekne ya da Üçağız'dan kiralanacak kayıkla kolaylıkla gelinebilir. Karadan ise Kılıçh'da bulunan Apollonia'yı görüp buraya ulaşılabilinir. Ele geçen sikkelerden, bir Lykia şehri olan Aperlai'nin tarihinin M.Ö.V. veya IV. yüzyıla kadar inebildiği anlaşılmaktadır. İsinda, Simena ve Apollonia ile birlikte Lykia Birliği içinde bulunan Aperlai, aynı zamanda birliğin başı olarak da görülür. Deniz kenarından başlayan, rektogonal ve poligonal teknikteki surlar aralıklı kulelerle takviye edilmiştir. Roma dönemine ait dikdörtgen bir alanı çeviren surlar yer yer görkemli bir görünüşe sahiptir. Surun dışındaki diğer kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalmadır. Surun batı tarafları rektogonal tekniktedir. Bu duvar üzerinde yer alan üç kapıdan ikisi düz, birisi sağır kemerlidir. Surun güney tarafı ise poligonal teknikte ve çok harap vaziyettedir. Bu yönde iki yanında kulelerle takviye edilmiş bir ana giriş kapısı da bulunuyordu. Kuzeybatı köşesinde bir kilise ve güneydoğu köşesindeki şapel dışında belirli bir yapr bulunmamaktadır. Surun doğusunda hemen hepsi yuvarlak kavisli kapağa sahip çok sayıda lahit bulunmaktadır.Bunların bazıları erken dönem surları ile sahil arasında bulunmaktadır. Böylece bu alanın daha sonra duvarlarla çevrilen şehre ait olduğunu göstermektedir. Aperlai'nin rıhtımı ve buna bağlı yapılar bugün su altında kalmıştır. İskelenin su altındaki görüntüsü belli olmaktadır. Deniz içinde görülen Mitten buranın su altında kaldığı anlaşılmaktadır.