Antalya-Alanya karayolunun 17. km.'sinde, Aksu İlçesi'nde bulunan Perge harabeleri, Türkiye'nin iyi korunmuş harabe yerlerinden birisidir. Troya Savaşı sonrasında Kalkhas ve Mopsos Perge'nin efsanevî kurucuları olarak kabul edilir. Ancak Boğazköy'de çıkan bir tabletten Perge'nin Hitit Dönemi'nde Tarha" adıyla var olduğu öğrenilmiştir. Bu da şehrin kuruluşunun çok daha eskilere gittiğini göstermektedir. M.Ö. 334'te İskender'in gelişine kadar burası hakkında pek bilgimiz yoktur. İskender'e kapılarını açan Pergeliler, onun Pamphylia'daki faaliyeti sırasında burasını üs olarak kullandırmışlardır. Şehir İskender'in ölümünden sonra M.Ö. 190'a kadar Seleukos'ların elinde kalmış, ondan sonra Bergama Krallığı'nm topraklarına katılmış, M.Ö. 133te bütün şehirler gibi Roma'nm egemenliğine girmiş, bu sırada büyük gelişme göstermiştir. Bugün görülen kalıntıların çoğu Roma Dönemi'ndendir.

1946'da Prof. Dr. Arif Müfıd Mansel'in başlattığı, onun ölümüyle Prof. Dr. Jale İnan'ın sürdürdüğü Perge kazılarını bugün de Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu yürütmektedir.

Perge harabelerinde bizi önce Perge'nin Hellen-Roma tipindeki 15.000 kişilik muazzam tiyatrosu karşılar. M.S. II. yüzyılın ikinci yansında inşa edilmiş, tiyatronun sahne kısmı iki katlı olup alt sırada Dionysos ile ilgili sahneler ve Nehir Tanrısı Kestros ile ilgili kabartmalar vardır ki bunların bazılarını bugün yerinde görmek mümkündür. Tiyatronun oturma sıralan 13 merdivenle 12 dilime ayrılmıştır. Geç Roma Çağı'nda gladyatör dövüşlerinin de yapıldığı bu tiyatronun sahne binasının dış yüzü başka bir gaye için kullanılır şekle sokulmuştur. Bu yapı beş nişli ve önünde yalakları olan nymphaion şeklindedir. Tiyatronun önünde U şeklinde uzanan stadion, M.S. II. yüzyılda inşa edilmiş tonozlarla desteklenmiştir. 12.000 kişilik oturma sırasına sahip 234 m. uzunluğunda ve 34 m. genişliğindeki bu yapının girişi güneydendir ve bu anıtsal kapı bugün harap durumdadır. Doğu tarafında tonozların altında 30 dükkân bulunmaktadır. Perge'nin Hellenistik Devir'e ait surları yer yer kulelerle takviye edilmiş, surların güney kısmı M.S. IV. yüzyılda genişletilmiş ve bugün harabeye girerken geçtiğimiz avlu meydana getirilmiştir. Bu avludan geçerek Septimius Severus dönemi'nde (M.S. 193-211) yapılmış kapıdan M.S. II. yüzyıla ait 92 m. uzunluğunda diğer bir avluya girilir. Geçtiğimiz kapı ile Hellenistik Devir'e ait yuvarlak kuleli kapılar arasındaki bu avlunun batı tarafında zengin süslemelerin yer aldığı Artemis Pergaia ile Septimius Severus'a sunulan anıtsal bir çeşme görülür. Burada yer alan imparator ve karısının heykeli bugün Antalya Müzesi'ndedir. Çeşmenin yanında, arkasındaki Roma Hamamı'na ait bir propylon yer alır. Kazılarda ele geçen bir çok heykelle süslü bu propylon da yine Septimius Severus Devri'nde yapılmıştır. Bu yapıları geçince, her iki yanında oldukça sağlam kalabilmiş iki kulesi bulunan Hellenistik Dönem kapısına gelinir. Kapının arkasında M.S. 120-122 yılları arasında Bithynia Valisi Plancius Varus'un kızı Plancia Magna tarafından görkemli bir hâle getirilmiş at nalı şeklindeki avlu yer alır. Perge'ye birçok yararı dokunan Plancia Magna'nın mezarı surların dışında, giriş kapısının sağındadır. Ayrıca heykeli de Antalya Müzesi'ndedir. At nalı şeklindeki avlunun kuzey kısmına üç girişli ve iki katlı giriş kapısı yapılmış, nişler içerisine de birçok heykel konmuştur. Bunlar kazılarda bulunarak bugün Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.

Hellenistik kapının doğusunda, Perge'nin agorası yer alır. Dış kenarlarında oda ve dükkânların yer aldığı, sütunlarla çevrili 65x65 m. ölçüsündeki agora M.S. IV. yüzyılda inşa edilmiştir ve ortasında yuvarlak bir tapmak yer alır. Agoranın yanında kazılarda çıkarılmış 4.30x96 m.'lik sütunlu bir portik, güneyinde bir kilise, karşısında son kazılarda oldukça sağlam olarak ortaya çıkan bir hamam bulunmaktadır. Giriş kapısından akropole doğru 300 m. uzanan mermer direkli caddenin iki yanında sütunlar bulunmakta, ortasından 2 m. genişliğinde su kanalları geçmektedir. Kenarlarda dükkânlar yer almaktadır. Bu caddeyi doğu-batı yönünde kesen büyük direkli cadde üzerinde yer alan 76x76 m. ebadında-ki palaestra iyi korunmuş durumda olup, Julius Cornutus tarafından, İmparator Claudius'a sunulmuştur. Caddenin batısında, surların yanında da hamam kalıntıları bulunmaktadır. Bu iki cadde Perge'yi dört bölüme ayırır. Batı bölümünde Perge'nin iki nefli piskoposluk bazilikası bulunmaktadır. Kuzey-güney doğrultusundaki caddenin sonunda, akropolün eteğinde, Hadrianus dönemine ait yarım daire şeklinde nymphaion yer alır. 21 m. uzunlukta ve 37.5 m. genişlikteki bu çeşmede birçok heykel ele geçmiştir. Ortada bulunan heykel nehir tanrısının heykelidir. Perge akropolü çeşmenin üzerindeki tepededir. Devam eden Perge kazılarında her yıl yeni eserler ele geçmektedir.